★  Proveer (Sağlamak, tedarik etmek)

Örnek Cümle:
↪ La organización provee ayuda a las familias necesitadas.
↪ (Organizasyon, ihtiyaç sahibi ailelere yardım sağlıyor.)

 ★  Contundente (Etkili, çarpıcı, ikna edici)

Örnek Cümle:
↪ La evidencia presentada fue contundente.
↪ (Sunulan kanıt çok etkiliydi.)

 ★  Concretamente (Özellikle, açıkça)

Örnek Cümle:
↪ Concretamente, necesitamos mejorar la comunicación interna.
↪ (Özellikle, iç iletişimi geliştirmemiz gerekiyor.)

 ★  Frente a (-e karşı, önünde)

Örnek Cümle:
↪ Estamos frente a una oportunidad única.
↪ (Eşsiz bir fırsatla karşı karşıyayız.)

 ★  Por lo tanto (Bu nedenle, dolayısıyla)

Örnek Cümle:
El contrato se terminó; por lo tanto, ya no trabajamos juntos.
(Sözleşme sona erdi; dolayısıyla artık birlikte çalışmıyoruz.)

 ★  Innovador (Yenilikçi, yaratıcı)

Örnek Cümle:
↪ Su enfoque en el diseño es muy innovador.
↪ (Tasarım konusundaki yaklaşımı oldukça yenilikçi.)

 ★  Plenamente (Tamamen, bütünüyle)

Örnek Cümle:
↪ Estoy plenamente de acuerdo contigo.
↪ (Seninle tamamen aynı fikirdeyim.)

 ★  Mediante (Aracılığıyla, sayesinde)

Örnek Cümle:
↪ El problema fue resuelto mediante negociaciones.
↪ (Sorun müzakereler aracılığıyla çözüldü.)

 ★  En cambio (Buna karşın, öte yandan)

Örnek Cümle:
↪ No me gusta el café; en cambio, prefiero el té.
↪ (Kahveyi sevmem; öte yandan, çayı tercih ederim.)

 ★  Arraigado (Kök salmış, yerleşmiş)

Örnek Cümle:
↪ La tradición está profundamente arraigada en la comunidad.
↪ (Gelenek, toplulukta derin bir şekilde yerleşmiş durumda.)



Yorum Yap

Daha yeni Daha eski